Belgrad gezi notları

14.10.2019

Tataaaaam Belgrad gezi yazısı mı o? 🧐🛤

 

O zaman gelgelelim Haziran 2018'deki minik Belgrad seyahatimize.

 

Acaba bu gezi yazılarımı bu kadar süründürmeyi nereden öğrendim? O kadar geciktiriyorum ki resmen yazmak için yeniden gidip gezmeye ihtiyacım oluyor. (Hmm, hiç de fena fikir değilmiş aslında🤔). Neyse, yine de ben şimdilik notlarımdan yararlanayım.

 

 

İstanbul’dan arkadaşlarımız Mila (Sırp) ve Rick (Alman)'in düğünü için 13-18 Haziran 2018 tarihlerinde toplaşıp Belgrad’a gittik. Bakalım neler yapmışız ve Belgrad nasıl bir şehirmiş.

 

13 Haziran’da ortak arkadaşlarımızdan Mehmet ve Yahya ile havaalanında buluşup Belgrad’a uçtuk. Belgrad havaalanından da Atlas Jet’in ücretisiz shuttle hizmetiyle şehir merkezine geldik ve oradan yürüyerek airbnb evlerimiz ulaştık. Can ve ben Dunovski Kej bölgesinde Tuna nehrinin kıyısında bir evde kaldık. Mehmet, Yahya ve Slovenya’dan gelecek arkadaşımız Anica da beraber Bulevar Despota'da bir ev tuttular. 

 

Aynı akşam evlerimize yerleştikten sonra Hercegovina Restoran’da yemek yemek üzere buluştuk. Yemekler gayet güzeldi. 4 kişi alkollü bir akşam yemeğine 5.035 dinar ödedik. Burası yerel insanların geldiği ve yemeklerini önerebileceğimiz yerlerden. Özellikle Tufahija isimli tatlısından yemeden dönmeyin.

 

*14 Haziran sabahına şu manzara ile uyandım 🧡

 

 

14 Haziran sabahı Smokvica'da kahvaltı yaptık. Bu mekanı o kadar çok sevdik ki daha sonra yine geldik hatta. Özellikle bahçe kısmında oturması pek keyifli. Hatta Can ve ben burayı İstanbul'dayken sık gittiğimiz Kadıköy'deki Bahane Kültür'e benzettik. O yüzden sanırım ayrı bir sevmiş olabilirim. Bir de tabi aşağıda isimlerini özellikle yazdığım güzel kahvaltılıklar sevmeme yardımcı olmuş olabilir. 

 

-Country Styke Breakfast - 660 dinar

-Cheese Quesadiila - 330 dinar

-Ham and Cheese Quesadilla - 360 dinar

-Middle Eastern Breakfast - 560 dinar

-5 çay

 

Toplam=3,520 dinar

 

4 kişi giderseniz yukarıdaki menüyü söyleyin pişman olmazsınız. Boşuna mı aldık bu notları? 😊

Bir de bir Türke verilebilecek en önemli bilgi olduğunu düşündüğümden şunu da ekliyorum; çaylar demli değil, sallama.

 

*Smokvica 🥞🍳🧀🥯

 

 

Bu güzel kahvaltıdan sonra kaleye gittik. Kale Sava ve Tuna nehirlerinin birleştiği 375 metre yükseklikteki bir tepede yer alıyor. Eskiden savaş meydanları olarak bilinen ve kalenin etrafındaki bölgeye ise Kalemegdan deniyor. Aslında tam anlamıyla Türkçe'deki kale ve meydan kelimelerinin birleşiminden türemiş. Şehri görebileceğiniz en güzel yerlerden biri. 

 

*Belgrad Kalesi 🏰

Kaleden sonra Kneza Mihaile caddesine gittik. Burası Belgrad’ın hem en meşhur ve işlek, hem de alışveriş caddesi. İlla benzeteceksek İstiklal Caddesi diyebiliriz evet. 

 

*Kneza Mihaile

 

Buradan yürüyerek nehir kenarına gittik ve Savanova'da nehire karşı biralarımızı yudumladık.

 

*Savanova 🍻

 

Ardından yürüyerek 1999 yılında Nato tarafından 78 gün boyunca bombalanan devlet binalarının olduğu bölgeden geçtik. O dönemde bir çok okul, fabrika, kültürel binalar ve kiliseler hasar görmüş. Bu binaların arasında gezerken en son Bosna'da bu kadar hüzünlendiğimi hatırladım. Dünya iyiliği ve kötülüğü aynı anda barındırabilen garip bir yer. Üstelik bazı kötülükler aradan seneler geçtikten sonra bile keyifle gezdiğin bir şehrin tam ortasında yüzüne vurabiliyor gerçekleri. 

 

*Bombalanan binalar..

 

Bu hüzünlü yürüyüşün ardından Piazza dei Fiori'de pizza arası verdik. Yalnız daha yazının başındayız ve bakıyorum da sadece yiyip içmiş gibiyiz. Oradayken almadıysam bu yazının sonunda alırım kiloları gibi geldi bir an.

 

*Piazza dei Fiori 🍕

 

 

Karnımız (şimdilik) tok sırtımız pek (aslında ıslak, çünkü gün boyu ara ara yağmur yağdı) şekilde Yahya ve Mehmet'in evine gittik, çünkü tataaam Sloven arkadaşımız Anica geldi❤️

 

Evde biraz takılıp bol özlem giderdikten sonra, ne yaptık? Tabii ki yemek yemeğe gittik. Gittiğimiz yer Lovac isimli bir avcı mekanıydı. 

Yemekler gerçekten harikaydı. Burayı da akşam yemeği listene almanı tavsiye ederim. Biz 5 kişi alkol dahil toplamda 6460,00 dinar ödedik. 

 

Kullanmak isteyenler olursa diye yazıyorum, bizdeki Bitaksi uygulaması gibi burada da Car:go isimli taksi uygulaması var. Biz Can'la eve dönmek için bu uygulamadan yararlandık. Yaklaşık 1,5 kmlik yola ödediğimiz miktar 411 dinardı. 

*Komik sen misin ben misin?

 

 

15 Haziran sabahı hep beraber Free Walking Tour'a katıldık. Yerel bir rehber eşliğinde, adı üzerinde olduğu gibi ücretsiz ama turun sonunda rehbere bahşiş bıraktığın bir şehir turu. Tura katılmak için sabah Cumhuriyet Meydanı’nda olmak yeterli. Aslında bizim dün daha üstün körü gezdiğimiz, kale, tarihi bölgeler ve şehir içindeki çeşitli bölgeleri arkalarındaki hikayesi ile birlikte gezdiğin bir tur olduğundan kesinlikle yapılmasını önerdiğim aktivitelerden. 

*Tasmajdan Parkı

 

 

Biz yarım günlük bir tura katıldık ve turun bitiminde Skadarlija bölgesinde Dva Jelena restoranda öğle yemeğimizi yedik. Bir de turdan Avustralyalı bir arkadaş yaptık kendimize ve 6 kişi alkol ve et yemeği dahil 6720 dinar ödedik. 

 

*Turdan kareler

*Yok canım sürekli yağmur falan yağmadı 💕🌧

 

 

Yemeğin ardından Zemun bölgesine gittik. Buraya merkezden bindiğimiz bir otobüsle rahatlıkla ulaştık.

 

Zemun'un havası sanki daha tarihi, daha bir farklı. Belgrad'daki en sevdiğim yerlerden biri oldu diyebilirim. Zemun bölgesi aslında yüzyıllar boyunca Habsburg Hanedanı'nın yönetiminde Belgrad'dan bağımsız bir bölgeymiş. Şehrin Belgrad sınırlarına katılması ise oldukça yakın bir tarih aslında; 20. yüzyılın sonlarında. 

 

*Zemun Kalesi 🏰

 

Zemun bölgesindeki mimari farklılık ve tarihsellik beni en çok etkileyen şey oldu. Bir de deli gibi yağmur yağıp kendimizi en yakın restorana atmak zorunda kalmasaydık daha çok tadını çıkarabilirdim bu zamanda yolculuğun ama bir dahaki sefere diyelim. 

 

*Zemun - Bahsettiğim kadar yok mu? 🧡

💜

 

 

Yağmur hiç bir şekilde dinmeyince kendimizi zar zor bulduğumuz bir taksiye attık. Önce Anica'ların evine, oradan da Mila'nın arkadaşlarının daveti üzerine otobüse atlayıp bir ev partisine katıldık. 

 

16 Haziran sabahı artık düğün günü gelip çatmış oldu. Düğün aslında tüm gün sürdü diyebilirim. Türkiye'ye benzer bir gelenekleri var. Hazırlanıp, öğleden sonra Mila'nın aile evinde toplanıldı. Burada bol bol rakia eşliğinde (oldukça ağır bir Sırp içkisi) ve davullu trompetli (bizdeki zurna yerine) bir eğlenme ve akabinde damadın ailesiyle gelip gelini evden alması şeklinde süren bir gelenek. Tabi davul eşliğinde gelen damat ve ailesinin Alman olması oldukça sürreal ama bir o kadar da tatlı bir görüntüydü. 

 

Gelinin evden alınmasıyla birlikte düğün mekanına geçildi ve sonrası malum; havada bol aşk ve eğlence kokusu ve tabii ki; they lived happily ever after ❤️

 

*Fotoğraf çekme sırası geldiğinde şu saçmalığı tek yapan bizdik 🤦🏻‍♀️

 

 

17 Haziran sabahını Tuna nehrinin kenarında yürüyüşe ayırdık. Ardından yine şehir merkezine geçtik ve benim kocam bundan önceki hayatında kral olduğundan ve kalesiz yaşayamadığından günlük kale ziyaretimizi de yaptık.  

 

*Nehir gezmeleri

*Kale gezmeleri

*Şehir gezmeleri

 

Ardından Mila, Rick, Mila'nın arkadaş ve kardeşleri, Yahya, Mehmet, Anica falan derken topluca bir buluşma ve kaynatma yapıldı.

 

Bu buluşmanın ardından kimi arkadaşlarımızın dönüş günü olduğundan herkes kendi gün akışına devam etti ve Can'la ben de nehir kenarında güneşi batırmak ve yemek yemek üzere Splav Viva'da oturduk. Nehrin ve güneşin batışının güzelliği, Can'la beraber oluşum gibi güzel ayrıntılarla dolu olduğundan, hatırladığımda yüzüme gülümseme yayan anlardan biridir benim için.

*Splav Viva'da gün batımı 🌅🍻

 

 

18 Haziran; yani artık dönüş günümüz. Kahvaltı için yine yazının başında öve öve bitiremediğim Smokvica'ya gittik. Gittiğimiz şehirlerden kendimize kart atma geleneğimizi gerçekleştirdik ve yine minik bir şehir gezisi yaptık. Güneşli ve güzel bir gündü. Nikole Spasica bölgesindeki Coffee Dream'da kahve molası verdik. Ardından eve gidip eşyalarımızı aldık ve şehre son bir veda için Le Bistro Dorcol'da biramızı içtik.

*Yine Smokvica ve yine kendimize bir kart 📬

*Nikole Spasica - Coffee Dream

*Kaplumbağacılık 🐢

 

 

P.S: Bir gün önce Mila'lar ile birlikte kalabalık bir grup otururken gazeteci bir kadınla tesadüfen yaptığımız muhabbet sonrası ve ardından çekilen fotoğrafımız ile ertesi gün Sırp basınında yerlerimizi de aldık 😌

 

 

Ne yazıyor hiç bir fikrim yok ama bana göre "Yine bir gün nasıl ünlüyüz nasıl ünlüyüz!"

 

Bir gezi yazısının daha sonuna geldik. Bu gezi yazısı yazma işini çok geciktirdiğimden hayatın bana bir sopası mıdır bilinmez (yok canım gözüme 7 olmuş euro falan kaçmadı!) Türkiye sınırları dışındaki son gezimiz bu olmuş. Bu durumun beni nasıl üzdüğünü anlatmak için şuraya bir kaç damla gözyaşı bırakmak isterdim ama teknoloji henüz o kadar ilerlemedi. Ama sen anladın bence. Buraya kadar okuduğun, anılarıma ortak olduğun ve umarım ki kendi gezin için faydalı bilgiler bulduğun için minnettarım. Hoşçakal, sevgi ve seyahatle kal💜🌎

 

Bak bu da minnettar pozum.

Hadi kaçtım ben.

 

 

Share on Facebook
Share on Twitter
Please reload